Avedimba

Avedimba, benim ‘Kharn’ albümü için tasarladığım ikinci enstrüman. Zamanla çok büyük bir proje haline geldi ve  yapımı yaklaşık 3 yıl sürdü. Albümün ‘Beyazıt’ parçasında önemli bir role sahip olmasının sebebini ise, enstrümanın albümle aynı duyguyu paylaşması olarak özetleyebilirim.
Tıpkı ‘Kharn’ albümünün benim İstanbul hakkındaki öznel fikirlerimi yansıtması gibi bu esntrüman da  görselleriyle bu fikri destekliyor.

Ana fikir genel olarak PVC borulardan bir marimba inşa etmekti. Niyet ettiğim geniş nota aralığının getirdiği büyüklük, beni enstrümanı iki parçaya bölmem için zorladı. Böylelikle enstrümanı, ayrı ayrı taşınabilen ve birleştirilebilen iki büyük parça şeklinde tasarladım. Entstrüman, Sol1 ve Do4 nota aralıklarını kapsayan iki buçuk oktavdan oluşuyor. Tenor Avedimba, Do3’ten Do4 e kadar olan  bir oktavı kapsayarak, daha kısa borular, dolasıyla ince notalardan oluşuyor. Bas Avedimba ise Sol1 ve Si2 notaları uçları olmak üzere, bir buçuk oktavlık bir ses genişliğini sağlayabiliyor.

Tasarım
Bu kısımda avedimbanın tasarımsal özelliklerini olabildiğince ele almaya çalışacağım. Avedimbanın ana üst levhası şehrin üstyapısını, binaları ve yeryüzünü temsil ederken, borular şehrin kanalizasyonunu ve ana alt levhalar ise kanalizasyonun döküldüğü denizi temsil ediyor. Bir diğer taraftan ayaklar ise, enstrümanın ana üst levhalarında olan yapıyla ilgili bir tasarım öğesi taşıyor. Ana üst levhanın üzerinde bir ağaç var ise ayakta o ağacın kökünü, anaüst levhada bir bina var ise ayakta o binanın inşaat demirlerini görüyoruz.

Tablo 2.1: Tenor avedimbanın üst levhasının üzerinde bulunan çizimler (soldan sağa).

Ana üst levhayı daha ayrıntılı bir şekilde incelersek eğer, üzerindeki çeşitli binaların resimlerinden söz edebiliriz. Belki bu binalar görsel olarak çok güzel olmayabilirler ancak bunlar hayatımın çoğunu geçirdiğim, benim için anlamı olan mekanlar. İlerleyen tablolarda bu resimleri ve onların anlamlarını bulabilirsiniz.

Tablo 2.2: Bas Avedimbanın üst levhasının üzerindeki çizimler (soldan sağa).

Bu yerleri belirleyip fotoğraflarını çektikten sonra, çizimleri yapmak için teklifimi memnuniytle kabul eden  Dadyan İlkokul’undaki resim öğretmenim Makruhi Keçiyolu’yla iletişime geçtim.

Ahşap levhalar, çizime göre kesildikten sonra artık boyamak için hazırlardı. Alto saksafon ve Carousel Avm hariç bütün çizimler ve boyamalar Makruhi Keçiyolu ve Volkan Yarıcı tafarından yapıldılar. Alto saksafon ve Carousel Avm için ise Hampartsum Demirci beni kendi stüdyosunda ağırlayıp çizimleri kendi özel tekniği ile tamamladı. Alto saksafon kısmında gümüş, altın ve bronz olmak üzere farklı varak folyoları levhaya yapıştırarak alto saksafon kısmını tamamladı. Levhaların boyama işlemleri bittiğinde, kalan ayakları da kendim boyadım. Bu ayaklar, üzerlerinde bulunan levhanın çizimiyle alakalı birer motif barındırdıkları için, üç farklı tasarım öğesi belirledim. İki ayak hariç bütün ayaklar inşaat demiri motifi ile boyandı. Geri kalan bir ayak basketbol sahasına denk geldiği için ordaki ağacın kökünü, diğer ayak ise saksafona denk geldiği için Gomidas’ın 4 sesli Hayr Mer ilahisinin düzenlemesini (ayağın her yüzeyine bir ses gelecek şekilde) barındırıyor.
Bütün çizimler tamamlandığında levhaları vernikleyerek enstrümanın daha kalıcı olmasını sağladım.

Figure 2.10: Top board of tenor avedimba after painting.

Figure 2.10: Top board of tenor avedimba after painting.

Figure 2.16: The basketball court in Ataköy.

Figure 2.11: Top board of bass avedimba after painting.

Figure 2.10: Top board of tenor avedimba after painting.

Figure 2.17: Beyazıt fire tower Figure 2.18: Our old house

Akort
Avedimbayı akort etmek kesinlikle zorlu bir süreç oldu. Boruları hangi uzunluklarda kesmem gerektiği ile ilgili tam bir fikrim yoktu. Tabi ki hesaplamak mümkündü fakat açıkçası köşelerin oluşturabileceği etkiler hakkında bilgisizdim. Ayrıca bu bilgi olmadan boruları nasıl yerleştireceğim konusunda bir çıkarım yapmak da zordu. Tabi ki bu süreç boruların yerleşeceği paneller ve dizaynla uyumlu olmalıydı. Başta köşe sayısı ve uzunluk hakkında bir fikrim olmadan borularla deneyler yapmaya başladım. Algılayabildiğim kadarıyla köşeler sesin rengine kötü bir etki yapmıyorlardı. Neyse ki bu konuda şans yanımda oldu ve büyük bir problemle karşı karşıya kalmadım, aksi halde bütün tasarım boşa gidebilirdi.

Boruları kesmek için testere kullandım. Bir testere ile ufak değişikilikler yapmak hem zor hem de yüksek efor isteyen bir işti. Boruların akortunu kabaca tamamladıktan sonra, onları avedimba paneline yerleştirmeye başladım. Genellikle tek bir nota için birden fazla borunun kullanılması gerekiyordu. Dolayısıyla akort işlemi takılan son boru ile yapılabiliyordu. Kaba monteyi bitirikten sonra elde ettiğim görüntü çok hoşuma gitmedi. Borular her ne kadar şehrin kanalizasyon borularını temsil etse dahi, fabrika tasarımıyla boyadığım paneller ile aralarında bir uyumsuzluk vardı. Bu yüzden boruları da boyamak mantıklı geldi. Önce tek bir boruyla yaptığım deneme sonucunda, boyanın da ses üzerindeki efektinin az olduğunu anlamam ile bütün parçaları tekrar demonte edip boruları sprey boya ile 3 kat olacak şekilde boyamaya başladım.

Bütün boyama ve ince akort işlemi tamamlandığına parçaları bir daha oynatmamak üzere monte etmeye başladım. Tek bir borunun akordunu yapmak yaklaşık bir ve ya iki günümü alıyordu. İnce akortu yapabilmek adına bir taşlama makinesi kullandım. Akort aletleri özellikle ince notalarda olmak üzere notayı doğru tahmin edemiyorlardı. Üç farklı akort aleti kullanmama rağmen, genellikle cihazlardan harmonik değerler alıyordum. Bu konuda da yapabileceğim tek şey kulaklarıma güvenmek oldu. 440Hz e ayarlanmış bir klavye yardımıyla akortu kendim elimden geldiğince yapmaya çalıştım ve boruları tekrar tekrar kesmek durumunda kaldım. Boruları keserken elde etmeye çalıştığımdan daha düşük bir Hertz değeri elde etmek bir problem değildi çünkü sonuçta onları tekrar kesebilme imkanım vardı. Fakat tabi ki aksi durumla da pek çok kez karşılaştım ve genellikle bu gibi durumlarda, o boruyu henüz akortlanmamış daha ince bir borunun akordunu yaparken kullandım.